Altın piyasası, ABD ile İran arasındaki gerilime ilişkin yeni haber akışının ardından haftayı dalgalı fakat genel olarak yatay bir görünümle tamamladı. Jeopolitik krizin derinleşme ihtimali, dünya genelinde enflasyon baskılarını artırırken, merkez bankalarından beklenen hızlı faiz indirimlerine dair iyimserliği belirgin şekilde zayıflattı.
Hafta boyunca altın fiyatlarında sert iniş çıkışlar izlendi ve seans içi hareketler zaman zaman hızlansa da, haftalık kapanış önceki haftaya yakın seviyelerde gerçekleşti. Böylece değerli metal, üst üste ikinci haftalık düşüş serisini kaydederek yatırımcıların temkinli duruşunu ortaya koydu.
Trump yönetiminden gelen açıklamalar, küresel piyasaların altın başta olmak üzere güvenli liman varlıklara bakışını etkiledi. ABD Başkanı Donald Trump, cuma günü yaptığı değerlendirmede İran ile yürütülen müzakerelerin mevcut seyrinden memnun olmadığını ifade etti; ancak dokuz haftadır küresel enerji akışını sarsan çatışmalar bağlamında yeni bir askeri operasyon tehdidinde bulunmadı.
Cuma sabahı İran devlet medyası, Tahran yönetiminin Pakistan aracılığıyla Washington’a yeni bir teklif ilettiğini duyurdu. Geçen ayki doğrudan müzakere turuna da arabuluculuk yapan Pakistan’ın rolü yeniden öne çıkarken, Trump’ın söz konusu açıklamalarının bu yeni öneriye mi yoksa genel müzakere sürecine mi yönelik olduğu henüz netlik kazanmadı.
Altında Yüzde 14’e Varan Değer Kaybı ve Faiz Beklentileri
Şubat ayı sonunda patlak veren çatışmalardan bu yana altın fiyatı, yaklaşık yüzde 14 civarında değer kaybı yaşamış durumda. Hürmüz Boğazı’nda olası bir kapanma riskinin gündeme gelmesi ve buna bağlı enerji fiyatı şokları, küresel enflasyon beklentilerini yukarı çekerek faiz indirimi olasılığını zayıflattı. Bu tablo, faiz getirisinden yoksun olan altın üzerinde belirgin bir baskı oluşturdu.
Yatırımcılar için kritik nokta, faiz patikasındaki olası değişim. Beklentilerin aksine daha uzun süre yüksek kalabilecek politika faizleri, tahvil getirilerini cazip kılarak altının taşıma maliyetini göreli olarak artırıyor. Bu nedenle, jeopolitik gerilimin güvenli liman talebini destekleyici yönü, şimdilik faiz cephesindeki olumsuz etkiyi tam anlamıyla dengeleyemiyor.

Merkez Bankalarının Altın İşta hı ve Doların Güçlenmesi
Öte yandan, merkez bankalarının altın talebi güçlü seyrini sürdürüyor. Dünya Altın Konseyi verilerine göre, yılın ilk çeyreğinde birçok ülke rezervlerini son bir yılın en hızlı temposuyla artırdı. Bu eğilim, resmi kurumların uzun vadeli rezerv politikasında altının hâlâ stratejik bir güvence aracı olarak görüldüğünü teyit ediyor.

Dolar cephesinde ise tablo farklı. Trump’ın Avrupa Birliği menşeli otomobillere gümrük vergilerini yükseltme tehdidinin ardından, ABD para birimi önceki kayıplarını telafi ederek hafif bir yükseliş kaydetti. Güçlenen dolar, uluslararası yatırımcılar için altın ve diğer emtiaları yerel para birimleri bazında daha pahalı hale getirerek talebi sınırlayan bir faktör olarak öne çıkıyor.
Güçlü dolar – yüksek faiz – zayıf altın üçgeni kısa vadede korunurken, analistlerin önemli bir kısmı orta ve uzun vadede altın için olumlu görüşlerini muhafaza ediyor. Bu iyimserliğin temelinde, merkez bankalarının alımları, jeopolitik risklerin kalıcılaşma ihtimali ve eninde sonunda gevşemesi beklenen para politikaları bulunuyor.
Piyasa Uzmanlarının Görüşleri ve Teknik Beklentiler
JPMorgan Chase & Co.’nun değerli ve temel metaller araştırma biriminin başında bulunan Greg Shearer, piyasadaki görünümü değerlendirirken ilginç bir ikili tabloya işaret ediyor. Shearer’a göre, orta vadede yükseliş beklentisi konusunda geniş bir fikir birliği var; ancak kısa vadeli yön arayışına dair yatırımcılar arasında belirgin bir tereddüt söz konusu.

Shearer, özellikle Çin’deki perakende altın talebinin son dönemlerde fiyatları aşağı yönlü baskıdan koruyan önemli bir destek unsuru olduğunu vurguluyor. Aynı zamanda merkez bankalarının rezerv biriktirme eğiliminin bozulmadan devam etmesi, piyasanın uzun vadeli tabanını güçlendiren bir dinamik olarak öne çıkıyor.
Uzmanlar, Ortadoğu kaynaklı gerilimin somut ve kalıcı bir şekilde hafifletilmesi durumunda, faiz indirim beklentilerinin yeniden güçlenebileceğini ve doların değer kaybı yaşayabileceğini belirtiyor. Böyle bir senaryoda, altın için yeni ve daha hareketli bir yükseliş dalgasının tetiklenebileceği değerlendiriliyor.
Haftalık Kapanış Rakamları ve Aylık Görünüm
Spot altın, New York piyasasında ons başına 4.614,21 dolar seviyesinde, gün içinde yaklaşık yüzde 0,1 oranında gerileyerek işlem gördü. Gümüş ise, perşembe günü kaydettiği yüzde 3,4’lük yükselişin ardından, cuma günü de yüzde 2,2 artışla ons başına 75,36 dolara ulaştı. Platin sınırlı bir yükseliş sergilerken, paladyumda düşüş eğilimi dikkat çekti.

ABD dolarının performansını izleyen Bloomberg Dolar Spot Endeksi, perşembe günü yaşadığı yüzde 0,8’lik kaybı kısmen telafi ederek haftanın son işlem gününü yaklaşık yüzde 0,1 artıda tamamladı. Bu hareket, döviz piyasasındaki oynaklığın emtia fiyatlamaları üzerindeki etkisinin sürdüğünü gösteriyor.
Son veriler, başta altın ve gümüş olmak üzere birçok değerli metalde aylık bazda sert dalgalanmaların bir süre daha gündemde kalabileceğine işaret ediyor. Jeopolitik riskler, enerji maliyetleri ve para politikası beklentilerinin birlikte şekillendirdiği bu karmaşık ortamda, küresel piyasalarda uzun vadeli trendlerin belirlenmesinde jeopolitik gelişmelerin ana belirleyici unsur olmaya devam edeceği öngörülüyor.
Bir Cevap Yaz
E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir.